Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Santiago adında bir çocuk yaşarmış. Öyle mutluymuş ki bu mutluluğu kimsenin bozamayacağını düşünüyormuş. Baktığı herkesi etkileyebilecek bakışları, yosun yeşili gözleri varmış. Ayrıca çok çalışkanmış ve ülkedeki kimse söz konusu o olunca rakip olmaya cesaret edemezmiş. Üstelik tüm yeteneklerine ve başarılarına rağmen tahmin edilemeyecek kadar alçakgönüllüymüş.
Gel zaman git zaman Santigo bu durumdan sıkılmaya başlamış. Büyük bir eğlence arayışına girmiş. Artık kraliyet baloları onu eğlendirmiyormuş çünkü zaten gözde kavalye oymuş, gezilere çıkmak onu eğlendirmiyormuş çünkü zaten hemen hergün ülkenin dört bir yanından ona davetler geliyormuş ve çalışmak onu eğlendirmiyormuş çünkü yaptığı işin en iyisini yapan biri olarak bu monotonluktan sıkılmış. Sahip olduğu tek şey arkadaşlarıymış. Bu arkadaşlar ise o kadar azmış ki bir elin parmakları bile sayıca onlardan üstünmüş. Çünkü Santiago için onlar çok özellermiş ve diğer insanlara verdiği değere rağmen arkadaşlarının üstünlüğü gözle görülür şekildeymiş. Bu değeri sadece hak edene verdiğini düşünürmüş.
Her neyse bizim Santiago yine sıkkın bir şekilde kasabanın sokaklarında dolaşırken karşısına bir kız çıkmış. Kızın güzelliği herkesi büyülüyormuş ve inanılmaz bir çekim gücü yaratıyormuş. Santiago kıza yaklaşmış ve büyüleyici bakışlarıyla onu etkilemiş. Monoton ve mükemmel hayatı biraz renklenmiş, kızın neşesi ona da etki etmeye başlamış. Bundan memnunmuş. Ama zaman geçtikçe bu da onun için sıradan olmuş, herşey tekrar üstüne gelmeye başlamış. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünü

duran Santiago hayatına neşe katacak yeni bir kız bulmaya karar vermiş. Bu fazla zaman geçmeden olmuş. Artık her sıkıldığında çözümünü biliyormuş. Tüm mükemmelliğin yanında bir de heyecanı olduğunda herşey daha çekilir ve güzel oluyormuş. Daha fazla isteyebileceği hiçbir şey kalmamış.
En mutlu olduğu günlerden birinde kasabanın sokaklarında yürürken hayatına neşe katan ilk kızı görmüş. Kendine karşı koyamayan Santiago tekrar kızın yanına gitmiş ve ilk seferinde olduğu gibi bakışlarıyla onu etkilemiş. Bu kız kalbini kırdığı diğer kızlar gibi değilmiş. Hiç düşünmeden geçmişteki kötü anları aklından silmiş ve onu affetmiş. İkisi de birbirleriyle tekrar karşılaştıkları için memnun gözüküyorlarmış. Kız, Santiago'nun hiçbir isteğini geri çevirmiyormuş. Ona daha önce hiç olmadığı kadar yakınmış. Herşey güzel gidiyormuş.
Fazla zaman geçmeden birgün Santiago içinde bir sıkıntıyla yataktan kalkmış. Birşey sürekli onu rahatsız ediyormuş. Ne olduğunu bilmediği için çıkış yolu da bulamıyormuş. Sürekli düşünüyormuş ama hayatında hiçbir eksiklik ya da yanlışlık yokmuş.
Sorunu kızdan öğrenmiş. Bu yükünü taşıyamadığı şey kızın ihanetiymiş.
Ne yaparsa yapsın affeden kız aslında ona hiçbir zaman güvenmemiş. Kız sadece güvenmediği insanları affedermiş. Çünkü güvendiği insanlar ondan uzak kalmayı bir ceza olarak algılayabilirmiş. Oysa güvenini yıkan insanlar için daha etkili planları varmış.
Santiago hayatına renk katan kızın aslında büyüleyici bakışlarından etkilenmediğini o gün anlamış. Kendini eğlendiren tek kişi kendisi değilmiş.
Kızın ihaneti için bugünü beklemesinin sebebi Santiago'yu saflığına inandırmak, en ufak bir güvenini kazanmakmış. İşte o zaman arkasından vurmasının gerektiğini biliyormuş. Santiago'nun kendine güveniyle ve kızın bağlılığına inanmakla yapacağı hatalar kız için değeri büyük şeylermiş.
Onun dillerden dillere dolaşan özel güçlerine, kimsenin çözemediği ama varlığını bildiği sırlarına, gizemli olan herşeyine hazırlanmış bu kız. Kendisi ise herşeyi ortada gibi davranmış. İstediğini elde edebilmek için hazırlıklı ve yanıltıcı olmalıymış.
Hayatında bir kere de olsa bir kız tarafından yenilgiye uğrayan Santiago'yu ortaya çıkarmış tüm olanlar ve kız yapmak istediğini başarmış.
Santiago bu sayede anlamış sahip olduklarını, yaşadıklarını ve yaşattıklarını... En azından böyle olmuş olması gerekiyormuş.
Kız ona eğer istersen son kez affetmeye hazırım demiş. Bu kez güvenerek bunu yapabileceğini söylemiş. Ama Santiago değişemeyeceğini biliyormuş ve kızın teklifini reddetmiş. Sadece arkadaşlarıyla birlikte olmayı ve sahip olduklarıyla mutlu olmayı seçmiş. Bir daha başkasını üzerek kendini mutlu etmemek üzere kendi kendine söz vermiş... Bu noktadan sonra hayatı upuzun bir kompozisyon gibi olmuş. Sonuna kadar okumanın imkansız olduğu, sonsuzluğa uzanan bir kompozisyon.
Thank you so much for
Sorry for the late message
Welcome to DA
Enjoy your stay
If you have any questions, take a look at the help section: [link]
--
Previous PageNext Page